Uyum Mekanizması

CELSE: 152       28.01.1972

Bir çabanın, bir eylemin hedefinden yansıyarak eylemi yapana geri dönmesinin birçok şartı gerektirdiği bilinmektedir. Fakat bu dönüş olayının şu devre içinde gerçekleşmesi, varlığın evrim hızını ve çabasını daha çok artırır. Bu bir rahmettir!  Şöyle ki, herkes kudreti oranında eylemler oluşturur, ama bunun eylemi yapana geri dönüşü onun çabasına bağlı değildir. Eylemlerin yapana geri dönüşü, yani sonucun, faydanın, bilginin, görgünün, gözlem ve deneyimin yapana yansıması büyük bir mekanizmadır.

İşte bu mekanizma, başta da söylediğimiz gibi bir uyum mekanizmasıdır. Uyum mekanizmasının yasa ve prensiplerini ortaya koyan prensipler, öncelikle varlığın mekan içindeki yeriyle ilişkilidir. Fizik mekandaki  uyumla, esiri mekandaki uyum arasında fark olduğu gibi, bunların birbirinin içine girmesi de söz konusudur. Esiri alemin fiziki alemle bağlantısı süreklidir, boyun eğmiş bir bağlantı değildir bu.  O halde fizik uyumun oluşumunda, bu uyumu oluşturan yasaların işleyişinde, uygulayıcılarının etkisini mutlaka kabul edip gözlemlemek gerekir. Yani ruhi kudrete sahip varlıklar, evren uyumunun oluşumunda sizler de dahil olmak üzere önce otomatik, daha sonra da bilerek ve isteyerek faaliyet gösterirler.

Evrenin yasaları çapraşık ve anlaşılmaz değildir. Evrenin yasaları önce varlık demektir, yani sizsiniz, hatta fizik olarak bedeninizden başlamanız gerekir. Fizikte mevcut tüm yasalar evren yasalarının saçları gibidir, her evren yasası birçok saçlardan meydana gelmiş bir örgüye benzer. Üçlü bir saç örgüsü görünüş olarak üç kolondan meydana gelir, ama her kolonu meydana getiren yüzlerce saç teli vardır. İşte evrendeki yasaların meydana gelişinde, fizik alemdeki saç tellerinden hareketle örgüleri meydana getirecek olan, dokuyu meydana getirecek olan, evren kumaşını meydana getirecek olan atkıları iyi bilmek ve anlamak gerekir. Şimdi sizin de problemleriniz var, Cemiyet’inizin problemleri var, birey olarak problemleriniz var. Bu problemlerin saç telleri gibi bir araya getirilmesi, genel bir örgü içine bağlanması gerekir. Büyük toplum olarak kargaşanız da bu merkezdedir. Saç tellerinin bir düzen içinde, yani kendi alanı dahilinde bir araya toplanması, başka alana dahil olanların arasına girmemesi gerekir.

Büyük toplumun idrakli varlıkları iki türlüdür. Bunların bir kısmı ulus kargaşasını artırıcı olumlu bilgiyi, güçlü bilgiyi ortaya koyarken, bir kısmı da bu kargaşaya engel olucu batıl bilgiyi ortaya koyar ve bunu savunur. Bu da esas olarak Tedriç Yasasının, sürekli ve tedricen meydana gelecek bir adaptasyonun ve uyumun zorunluluğundan kaynaklanmaktadır.

Büyük toplumun kargaşası idrakli varlıklar tarafından bu şekilde körüklenirken, kargaşa hızının artması, derinleşmesi ve yayılması oranında, genel uyuma ters düşmeler mutlaka olmaktadır. Uyumun eksikliği ve yokluğu, derhal idrak ve vicdanlar üzerinde baskı yapmaya başlar. Bu baskı belirli bir ağırlığa ulaşınca, bir isyanla otomatizmadan sıyrılma, yeni bir kargaşa içine düşerek idrakin ve vicdanın istediği eylemleri şuursuz veya yarı şuurlu olarak yerine getirme meyli ortaya çıkar. İşte kargaşaların, sistematik kargaşalara sokulmanın birey açısından sonucu budur. Aşırı baskı, otomatizma içindeki varlığın vicdan ve idraki üzerinde derin titreşimler, kazınmalar meydana getirir ve otomatizmadan çıkıp bilgili, idrakli, vicdanlı bir aşamanın bireysel kargaşasına geçmeyle sonuçlanır. Büyük genel kargaşadan küçük özel kargaşaya! Şimdi toplumunuzda, genel büyük kargaşadan özel bireysel kargaşaya geçenlerin sayısı hızla artmaktadır.

Celse: 152 Tarih: 28. 1. 1972 - Sadıklar Plânı



Eklenme Tarihi
17.12.2013 17:13:41