Şuursuzluk

İnsanlar dünyayı tersine görüyorlar; meleği şeytan, şeytanı melek yerine alıyorlar.

Bizce kötülüğün temeli bu şuursuzluktadır. Sopanın daima iki ucu vardır. Uçlardan birine iyi derseniz, öbürü kötü olur. Elinizle tuttuğunuz yer iyi ise, öbür ucu kafasına yiyen için kötüdür. Tersini düşünmek de mümkündür. Molla Nasreddin’in dediği gibi: “Günahlarımızın çokluğundan Tanrı bize iki türlü tabip yollamış; biri ölmemize yardım ediyor, öteki yaşamamızı engelliyor”.

Sopa aynı sopa da onu tutanın hali bir başka.

Hakiki spiritüel tehlike iyiye kötü, kötüye iyi dendiği zaman başlar. Hemen hemen çaresiz bir hastalık, sapkınlık işte budur. Hakikatin yalan şeklinde insanlara geldiği görülmüş müdür?

Eğer bilgide bu hal varsa, hakikat bize gelmemiştir. Çünkü herşey bize “geliyor”. Biz kendimiz yaratmıyor, yapmıyor, üretmiyoruz. Yapmak fiili, kudreti gerektirir. Kudret bilgiyi, bilgi de şuurlu insanı hazırlar. Bize “gelen”, tesirdir. Her türlüsüyle tesirdir. Biz o tesirlere göre hareket eden canlı makinalarız ve ancak kendimizi tanıyıp, kendimizi bilmekle bu nitelikten kurtuluruz.

Tesirlere “anlayış ve biliş”le uyum sağladıktan sonra gerçek “yapma” ve “yapabilme”ye sıra gelir. Herkes yaptığını sanıyor, halbuki tesirlerin etkisiyle hareket ediyoruz. Her şey tesirdir ve bize “gelir”. Yayı çeken biz, ama oku atan biz değiliz.

Yay ile ok atma, baştan sona kadar kudreti derece derece geliştiren şuur kontrolüdür. Öyle ki, insan sonunda görmeden hedefi vurur: Tesirler anlaşılıp bilinmiştir.

Biz tekamülün temelinde bunu görüyoruz. İnsan eşya ile kendini ayırt edemiyor. Yani kendi zati kudreti ile eşyanın gücünü ayıramıyor. “Kaç milyonun var?” sorusunu soran insana, “Hangi alışkanlıkların var?” diye soruyla cevap vermek gerekir. Eş koşmak, büyük kıskaç.

Bağımsızlık kazanmadan, tesirlerin otomatizması içinde “olayla olay” olmadan zati şuur ve benliğe kavuşmak mümkün değildir. İnsanın putlarını kırabilecek uyanıklığa dönmesi için, uyuduğunu fark etmesi, onun için bir lütuftur.


Kaynak: Ruhsallık Üzerine Denemeler Ergün Arıkdal



Eklenme Tarihi
16.12.2013 13:25:41