Realite Değişimleri

İnsanlar, realiteleri ne gerektiriyorsa öyle yapıyorlar. Anlayışı artırıp yolu değiştirme, şuurlu olarak kozmik düzene uyma çalışması yapması gerekiyor. Kiminle görüşürsek görüşelim, hayatından şikâyetçi olmayan bir kimseye rastlamamız olanaksız gibidir. Herkesin bir problemi, herkesin bir tutkusu, herkesin göğsünü sıkıştıran, zihninin düzenini karmakarışık eden düşünceleri var.

İnsanlar realiteleri ne gerektiriyorsa öyle yapıyorlar.

Bununla birlikte, insanın kendini salıverdiği madde ihtirası bir aldanıştan ibarettir. Bunu anlamak, yolunu değiştirmek kendisine düşüyor; idraki ve şuuru artırıp kozmik düzene uymaya çalışması gerekiyor. Birey kendini kurtarmaya çalışmalıdır. Toplumun seviyesi taklit ve temsilden öteye gitmiyor. Şuurlu olmak kolay değil. Zihinsel ve moral hakimiyetin kurulması, yürürlüğe girmesi istenirken, maddî aldanışa sebep olan maddî kıymetlerden vazgeçilmesi gerektiği de hesaba katılmalıdır.

Tüm bunlara rağmen insan yine insandır, üstündür. Her şey cahillikten, inanç ve güvensizlikten doğuyor. Makineye, ilaca olan güvenimiz kadar ruha, vicdana, ölüm ötesine ve Tanrı'ya gerektiği kadar güvenilip inanılsa, düzensizlik diye bir şeyden kolay kolay bahsedemeyiz.

Ruhçuluk realitesinin amacı, bu inanç ve güveni yaratmaktır. Bilgisi de elbette verilecektir. Bilgi tohum gibidir. Uygun yer ister. İşte, asıl iş zemini hazırlamaktır.

Realite, yani zihnin değer verdiği unsurların genel kapasitesi, olayların yüzeysel görünüşü, hakikatin gölgesi insanları yönetiyor, insanlar ona göre vazife alıyor. Bir bakıma realitelerin mücadelesi ve düzeni var da, hakikatin sesi çıkmıyor. Herkes kendi realitesini kuvvetlendirmektedir. İnsanların birbirlerini dinlemeye vakti yoktur. Herkes biriktirdiği kıymetleri ortaya koyamamaktadır. Herkesin kendi şahsi realitesi kıymetlidir.

Genel olarak, insanlığımızın arasında ayrılıklar var. Bu ayrılığı birleştirecek bir Hakem gerekmektedir. Bu hakem her yüzyılda beklenildi. Siyasi olarak beklenildi, felsefi olarak beklenildi, dini olarak beklenildi. Fakat "ayrılıklar" azalacak yerde, her seferinde daha çoğalmaya başladı.

Tanrı-Ruh-Bilgi-Vicdan-Sevgi-Anlayış.

Bunların şuuruna varılmadıkça bir birliğe, bir mutluluğa, bir yükselişe kavuşmanın imkân dahilinde olabileceğini zannetmiyoruz.

Kaynak: Ergün Arıkdal - Büyük Sentez Tekâmül – Sf:112,114



Eklenme Tarihi
16.12.2013 15:31:53