İnsanlığın İçinde Bulunduğu Durum

‘Uykudan, korkudan , üzüntüden , uyuşukluktan ve sarhoşluktan yakasını sıyıramamış olan sağduyu yoksunu kişinin arzusu:
Kendi gücünü ölçüp biçmeden, sonradan olacakları, candan ya da maldan yana doğabilecek kayıpları dikkate almadan gözü kapalı olarak işe girişen kişinin fiili;

Fiilin meyvesine düşkün açgözlü, sert, mundar, elem ve hazza karşı duyarlı olan etken;
Uçarı, geri seviyeli eğilimlere sahip, mağrur, dalavereci , namussuz, tembel, yılgın ve ağır olan etken;
Başından sonuna kadar iç varlıktan kaçış ve kopuş kimliği sergileyen ve de uykuda, tembellikte, uyuşuklukta aranan mutluluk;
Karanlık zihin ve ahmaklıktan kaynaklanır.’

Yukarıdaki sözleri ‘Rabb’in Ezgisi, Bagavatgita’dan aktardım. Tanımlanan, insan ve onun tezahür ettirdiği nitelikleri. Hele çağımızın, ilk paragrafta yazıldığı gibi bir hal içinde çalkalanıp durması çok önemlidir.

Korku ve uyuşukluk içinde iken sadece duygularına seslenen her şeyi kucaklamak isteyen ve ancak bir pasif seyircilik üzüntüsü yaşamayı becerebilen ülkemin uykudaki insanlarının her şeye rağmen sağduyularına güvenebiliriz.

Sağduyu, sağlam bilginin ışığı altında gelişir. Halkın bilgilendirilip, şuurlandrılması için toplumun yarattığı geniş ‘istek alanı’nın  çekim gücüne ihtiyaç vardır. Hiçbir şey kendiliğinden olamayacağına göre, iyilik ve yücelik isteniyorsa, bunların ortaya çıkabileceği zemini hazırlamak istek sahiplerine düşer. Yüce Ruh Planları, sebepsiz yere herhangi bir fiilde bulunmazlar. Bir bilgi akışı, logosun enkarnasyonu  enkarne Ruhlar tarafından isteniyorsa ve istekle zemin arasında bir uyum da sağlanmış ise bilgi tezahür eder.

Ruhun algılayış ve kavrayışındaki berraklaşmanın ilk aşaması sağduyudur. Tezahür aracı vicdandadır. Bu bakımdan ülkemiz insanı her şeyden önce bilgiye ve bilmeye muhtaçtır. Hele bir de Işıkların Işığı diye adlandırılan karanlıkların ötesindeki ışığın hedefinin bilgisini idrak edebilirse…
Aylardan, yıllardan beri, hepimiz, kendimize uygun düşen vazifelere sarılarak ve payımıza düşen faaliyeti kutsal bilerek, yetkinliğimizi ispatlayamadık. Enkarnasyonumuzun bize tahsis etmiş olduğu görevi yerine getirmekte hep kusurlu ve sorumsuz kaldık.

Kaba kuvvet, öfke, servet hırsı, kibir, arzu ve egoizmden yakasını sıyıramamış, kişisel çıkar hesaplarından başka hesap yapmasını unutmuş, özgürleşememiş, kendinin efendisi  olamamış bu toprağın insanları, ey kutsal Anadolu insanları! İç varlığından bu kopuşun ve kaçışın seni hedefine ulaştıramaz.

Yanılgılarından Kurtulmak Zamanıdır.

Kaynak: Ergün Arıkdal, Ruhsallık Üzerine Denemeler-Sf:206, 207



Eklenme Tarihi
16.12.2013 09:36:06