Mustafa Kemal ve Anadolu

ANADOLU ve MUSTAFA KEMAL

Spi­ri­tü­el açı­dan özel­lik­le Mus­ta­fa Ke­mal Ata­türk’ün çok bü­yük bir ge­liş­miş­li­ği var­dır. Müt­hiş ön­se­zi­le­ri olan ve en­jek­te bil­gi­ye sa­hip bir var­lık­tır. Bu ne de­mek­tir? En­jek­te bil­gi­ye sa­hip, ya­ni ken­di­si en­kar­ne ol­ma­dan ev­vel yer­yü­zün­de ya­pı­la­cak olan bü­tün mad­dî iş­lem­ler hak­kın­da açık ve se­çik ge­nel bil­gi­ye sa­hip ve iler­le­yi­şi­ni te­min ede­cek olan her tür­lü yo­lun da na­sıl ol­ma­sı ge­rek­ti­ği hak­kın­da il­ke­le­re ve ku­ral­la­ra ma­lik olan bir in­san­dır. Do­ğuş­tan bil­gi ile do­ğup gel­miş­tir. Son­ra da yer­yü­zün­de­ki e­ği­ti­mi ile, onun bu­nun na­si­ha­ti ile de­ğil, ken­di var­lı­ğın­dan kay­na­yan, ken­di var­lı­ğın­da mev­cut olan, va­zi­fe­si ile alâ­ka­lı olan her tür­lü bil­gi­yi ken­di var­lı­ğın­da ta­şı­ya­rak gel­miş­tir. Yap­tı­ğı iş, sa­de­ce tat­bi­kat­lar es­na­sın­da, uy­gu­la­ma­lar es­na­sın­da ha­tır­la­mak­tan iba­ret­tir. Hiç­bir ku­man­dan ko­lay­lık­la çı­kıp da "Ben si­ze öl­me­yi em­re­di­yo­rum" di­ye­mez. Bu­ra­da ken­di yü­ce as­ker­le­ri­ne, o yü­ce var­lık­la­ra, o bü­yük va­zi­fe­li in­san­la­ra ölü­mü tav­si­ye eden, be­den­le­ri­ni im­ha et­tir­me­yi, be­den­le­ri­nin ol­du­ğu gi­bi fe­da edil­me­si­ni is­te­yen bir in­sa­nın as­lın­da bu­nu söy­ler­ken çok bü­yük bir gü­ven­ce­si ol­ma­sı lâ­zım ve bu gü­ven­ce Mus­ta­fa Ke­mal’e doğ­ru­dan doğ­ru­ya ken­di iç sez­gi­si, iç bil­gi­si ile çı­kıp gel­miş­tir. Böy­le ol­ma­ya­ca­ğı­nı ga­yet iyi bi­li­yor ve her­han­gi bir im­ha­nın, her­han­gi bir yok olu­şun söz ko­nu­su ol­ma­dı­ğı­nı bil­di­ği için bu emir­le­ri­ni ver­me­yi ga­yet ma­kul gör­müş­tür.

Ve ge­le­cek­te­ki Ana­do­lu hal­kı­nın bir yıl­dız gi­bi tek­rar yük­se­le­rek bü­tün in­san­lık için ge­rek­li olan ba­zı va­zi­fe­le­ri, yük­sek va­zi­fe­le­ri ifa et­me­sin­de mad­de­sel ko­run­ma­sı ba­kı­mın­dan Mus­ta­fa Ke­mal’in va­zi­fe­si yu­ka­rı­da da hâlâ de­vam et­mek­te­dir. Bi­zim inan­cı­mız ve gör­gü­müz bu­dur; bu şe­kil­de bi­li­yor, bu şe­kil­de an­lı­yo­rum. Hâlâ va­zi­fe­si de­vam et­mek­te­dir. Bu mem­le­ke­tin mad­dî bir tarz­da hır­pa­lan­ma­sı­na, yıp­ra­tıl­ma­sı­na hiç­bir şe­kil­de mü­sa­a­de edil­me­mek­te­dir, edi­le­mez de. Bir­çok olay­lar olu­yor ve bu olay­la­rın gö­rü­ne­nin ar­ka­sın­da­ki gö­rün­me­yen et­ki­yi bir­çok in­san­lar da fark ede­mi­yor. Hal­bu­ki bi­raz da­ha dik­kat­li ve baş­ka tür­lü bir göz­lük al­tın­da gö­rü­lür­se, böy­le çe­şit­li komp­lo te­o­ri­le­ri ya­rat­ma­dan, çe­şit­li te­o­ri­ler or­ta­ya koy­ma­dan iyi bir şe­kil­de göz­le­nir­se çok müt­hiş bir spi­ri­tü­el ko­run­ma al­tın­da olan bir ül­ke ol­du­ğu­muz da or­ta­ya çı­kar.

Kaynak: Ergün Arıkdal "ANADOLU MİSYONU



Eklenme Tarihi
18.12.2013 04:43:00