Hadiselerin Dilini Çözmek

CELSE: 76     27.11.1965

Her hadise muayyen grupların damgasını taşır. Yahut geliş istikametine göre asal bir tesirin damgasını taşır. Bunlar her ne kadar birbiri ile kesişirse de, görüntü gene asal tesirin izlerini size verebilir. Buradan da şu anlaşılıyor ki, her tesir bir nevi kod sistemidir, bir nevi alfabedir.

Sözlerimizi şu manada tamamlayınız ki, bir hadise müşahede edildiği zaman, onun hüviyetini ve size anlatmak istediğini anlayabilmek için adeta onun harflerini bilmeniz gerekir. Sizin elinizde bir veya iki türlü alfabe varsa, siz ancak bir veya iki türlü hadiseler ile alakadar olabilir, diğerleri ile enterese olmazsınız. İşte insanlar bazen bir, bazen yarım, bazen de iki alfabeli olabiliyorlar. Onun için her hadise herkesi ilgilendirmez.
Her tezahür herkesi ilgilendirmez.

Bunu aynı zamanda bir şuur zenginliği ve yaygınlığı tarzında da ifade edebilirsiniz. Yapılacak işlerden biri, Cemiyet olarak, diğer kimselere bir alfabe takdim edebilmektir; yeni bir alfabe. İsterseniz buna, camları başka olan bir gözlük deyiniz. Eğer o, alfabeyi öğrenip de hadiselerle konuşmaya başlamazsa, sizin her türlü gayretiniz kifayetsizdir. Çünkü insanlık, ikili denge unsuru içerisinde, daima kendi sayının karşılığı olarak, doğruyu ve eğriyi mukayese etmek mecburiyetindedir. Bunu kendisi yapacaktır.

Ruhi planlarınız sizlere yardımda bulunurken, işte buna mümasil tarzda çalışmaktadır. Yani size bir gözlük veyahut başka bir alfabeyi benimsetmeye, kabul ettirmeye çalışmaktadır. İnsanın yapacağı en mükemmel iş, türlü alfabeye sahip olmak, dolayısıyla her an tezahür eden hakikatlerin maddi veçhelerinden münebbih olarak, yalın hakikatleri görebilmek mümkün olacaktır.

Sözlük : hadise, olay muayyen: belirli müşahede etmek: gözlemlemek kifayetsiz: yetersiz say: çalışma, çabalama. Emek mümasil: benzeyen veçhe: yüz, yan, taraf, yön münebbih: uyandıran, uykudan kaldıran

Kaynak: Sadıklar Plânı - Celse 76 / 27-11- 1965




Eklenme Tarihi
16.12.2013 09:28:45