Bu Dünya Yaşamının Amacı

Bu soruya değişik görüş ve inançlara göre, farklı farklı cevap vermek mümkündür. Bu cevabın herkes için doyurucu olmasını beklemek biraz safdillik olur sanırım. Yaşamdan anlaşılan mananın niteliği önemlidir. Bu niteliği de birbirinden asla ayrılmayan, ruhsal ve maddesel görüşlerin bireye göre aldığı değer belirliyor.

Maddeci görüşün savunduğu malum; her şey duyuların ve içgüdünün yarattığı bir alemin sonucudur. İnsan doğar, büyür, çoğalır ve ölür. Gerçek olan maddenin kendisidir.

Öyleyse maddesel  hazlara, çıkarcı bir nezaketin örtüsü arkasında gizli hakkaniyetle kendini vermek, maddesel düzeni geliştirmek ve bunun için gerekli olan kudrete sahip olmak yaşamın amacıdır.

Ruhsal görüşün savunması ise şöyle: Her şey duyuların, içgüdünün, hatta aklın ötesinde mevcut bir alemin gölgesidir.
İnsan doğar, tekâmül eder, ölür ve tekrar doğar. Gerçek olan madde değil ruh cevheridir. Yaşamı eylemli ve nitelikli kılan, maddeyi şekillendiren, onu vasıta edinip kullanan ruh varlığıdır.

İnsan ruh ve beden ikilisinin bir sonucudur. Bunların her ikisi de olmadan ulaşılan yargılar eksiktir.
Yaşam bu iki enerjinin bir dokuma teşkil etmesinden meydana gelmiş ruh varlığı için araç, madde için amaç olan gerçeklik dünyasıdır. Dokumanın iki yüzü vardır ve biri olmadan diğeri olmaz.

Ruhun bilgisi maddenin imkanlarıyla birleşmiştir ve birleşmiş olarak tekleşmişlerdir.  Kısaca yaşam,  çoklukta tekliği idrak etmek, dağınıklıktaki düzeni, karmaşıklıktaki yalınlığı, birincilerin sonunculuğunu anlamak için vardır. Ruhun şuur seviyesi yükseldikçe, maddenin hizmet niteliğini yükseltmek demektir.

Kaynak: Ergün Arıkdal Ruhsallık Üzerine Denemeler-Sf:44,45



Eklenme Tarihi
16.12.2013 09:33:16